Ellerim yok artık benim Sana dokunmamak için Gözlerim de yok Gözlerini görmemek için Sevemem artık seni Kalbim de yok Koşup gelmemek için sana Ayaklarımı da yok ettim. Bedenim yok Çünkü ben yokum Ruhum...
Gizlimiz saklımız kalmadı artık Zaman akıp giderken yolunda Önüne kattı sel gibi Birbirimize ettiğimiz tüm iltifatları Dışarı çıkmasını istemediğimiz kötü huylarımızı… Kısaca zaman, maskelerimizi düşürdü Cicim ayları denen sonsuza kadar...
Sen! Beni aldın o karanlıktan Karanlığımı aldın elimden Parlattın hayatımı renklerle boyadın Heyecanın tutkunun ve aşkın temsil ettiği tüm renkler Ve yine sen çekip giderken Ben karanlığımla başbaşa kaldım Gözyaşlarıyla dolu karanlık...
Ölüm karanlıktır, ölüm sessiz, Ölüm bir kaçıştır ve yeni bir başlangıç Sadece göz yaşlarına yer vardır ve de ağıtlara. Onun için üzülmeniz ilk defa bu kadar boşunadır... Hayattan yorgun...
Çorabımın kaçmış olması umrumda diyildi Ne yani kovalamak mı gerekli:) Bıraktım saçımı rüzgarın havasına Fön makinasını kirli havasını solumaktansa Ojem soyulursa bir kere de ben soyarım onu Hiç...
Zordu cam kırıklarının üstünde yürümek Zordu ağlaya sızlaya o yoldan geçmek Zordu acılar içinde gülebilmek Zordu yürüyenlerin arkasından gitmek Zordu arkandan gelenleri izlemek Ve imkasızdı onlara dön demek Hayattı cam kırıkları...
Bir koku duyuyorum Sonra hissediyorum Sonra da bir bakmışım ki Kokudan duramıyorum Ama ne kadar yakınlaşsam Hatta içinde bile olsam Bi türlü dokunamıyorum Kahroluyorum sonra Çıldırmak üzereyim tam Sonra bir ses enseme...
Patlamak istiyorum, Sıkıntıdan boğulmaktansa Öyle bir patlak vereyim ki Parçalarım parçalansın istiyorum Ölmek istiyorum gülerken ölmek Ya da ağlarken sevişmek Her ne boktanlık varsa onu istiyorum Boka bulanmadan Dayanamıyorum ellerim kirlenmesine Günde on...